SOSYAL SORUMLULUK


Tekfen Vakfı Müzik Bursu

sahiplerini buldu


Tekfen Vakfı’nın kuruluşunun 20’nci yıldönümü vesilesiyle

başlattığı Müzik Bursu programından yararlanacak

iki öğrenci belli oldu. Bursu kazanan viyolonsel öğrencisi

Yunus Altıkanat ve fagot öğrencisi Seyfi Can Dağlar,

müzik eğitimlerine yurtdışında devam edecek.

Tekfen Vakfı’nın kuruluşunun 20’nci yılında klasik müziğe olan desteğine bir yenisini ekleyerek başlattığı Müzik Bursu programı, başta Tekfen Filarmoni olmak üzere Türkiye'deki orkestralar için yetkin müzisyenler yetiştirmeyi amaçlıyor. Müzik öğrencilerine lisans eğitimlerini yurtdışında sürdürme olanağı veren burs, kendine kariyer hedefi olarak orkestra müzisyenliğini seçen öğrencileri kapsıyor.


Tekfen Vakfı Müzik Bursu’na hak kazanacak öğrencileri belirlemek amacıyla iki aşamalı bir seçim yapıldı. 50’ye yakın başvuru arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda 10 öğrenci ikinci tura kalmaya hak kazandı. 19 Haziran’da Tekfen Filarmoni daimi şefi Aziz Shokhakimov’un başkanlığında toplanan jüri, 6 kriter bazında yaptığı değerlendirme sonucunda burs alacak iki öğrenciyi belirledi.


Lise eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda tamamlayan Yunus Altıkanat (viyolonsel), kazandığı burs ile lisans eğitimine Barenboim-Said Akademie’de devam edecek.

Lise eğitimini Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi'nde tamamlayan Seyfi Can Dağlar (fagot) ise eğitim hayatını bundan sonra Hochschule für Musik Hanns Eisler Berlin’de sürdürecek.


Her iki genç müzisyeni kutluyor ve başarılarını lisans eğitimleri boyunca devam ettirmelerini diliyoruz.

Tekfen Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dori Kiss Kalafat:


Tekfen Filarmoni gibi bir sanat kurumunu bünyesinde yaşatan Tekfen Vakfı, aynı zamanda her yıl 550 lise ve üniversite öğrencisine verdiği bursla uzun yıllardır eğitime katkı sağlıyor. 20’nci kuruluş yıldönümümüzde genç ve başarılı müzisyenlerin eğitimine destek vererek, Vakfın iki temel konusu olan eğitim ile sanatı bu Müzik Bursu’nda birleştirmiş olduk. Önümüzdeki yıllarda ikişer öğrenciyi programa dahil ederek, Tekfen Vakfı Müzik Bursu ile yurtdışında lisans eğitimi görecek öğrenci sayısını 8’e çıkartacağız. Bursiyerelerimiz, okul takvimleri müsaade ettikçe, stajyer müzisyen olarak Tekfen Filarmoni’de tecrübe de kazanabilecekler.

YUNUS ALTIKANAT

“Kendi ideallerim doğrultusunda daha iyi olma yolunda ilerlemek istiyorum.”

Müziğe başlama hikâyeni anlatır mısın?

Müziğe henüz 5,5-6 yaşındayken, ağabeyimi örnek alarak, Barış İçin Müzik Vakfı’nda akordeon ile başladım. Çok hevesliydim ama annem henüz küçük olduğum için daha sonra başlamam taraftarıydı. Ağabeyim evde akordeon çalıştıkça ve ev halkı da onu destekledikçe onu kıskanmaya başladım ve bir gün annem uyurken iki-üç sokak ilerideki Barış İçin Müzik Vakfı’na koşarak gittim. “Ben akordeon çalmak istiyorum, beni alır mısınız?” dedim, onlar da benim çok küçük olduğumu söylediler. Ben ısrarcı bir şekilde, “Ama ben büyüyünce müzisyen olacağım, anneme bakacağım!” deyince, o ısrarım karşısında şaşıran hocam beni kabul etti.

Neden viyolonsel?

Viyolonsel çalmaya 10 yaşında başladım. Gittiğim bir orkestra provasında görüp çok etkilendim ve yine Vakıf yöneticilerine viyolonsel çalmak istediğimi söyledim. Akordeonu da çok seviyordum, ikisini aynı anda yürütebileceğimi sanmıştım ama mümkün olmadı. Akordeon çalmayı 2011 yılında bırakmak zorunda kaldım. O zamanlar benim için hayal gibiydi viyolonsel çalmak; gerçekleşmesi için ağladığımı hatırlıyorum.

Başarılı bir müzisyen olmak için nasıl bir yol izliyorsun? Kimlerden ve hangi kaynaklardan besleniyorsun?

Başarının benim için ne anlam ifade ettiğini iyice düşündükten sonra peşinden koşmaya başladım. Günde 3-4 saat çalışmayı seviyorum. Bu, günden güne değişiklik gösterebiliyor. Dedektiften farksız gözlemler, bolca hayal gücü, yaratıcılık ve aşk, hem çalışma isteğimi hem de mesleğime olan şevkimi artırma konusunda başrolü oynuyor. Ayrıca konserleri takip etmenin, beğendiğim müzisyenleri canlı olarak izleyip dinlemenin de kendimi geliştirmede ciddi bir yeri olduğunu düşünüyorum. Gidemediğim festivalleri ve büyük yarışmaları da internet üzerinden takip etmeye çalışıyorum. Hayranlıkla dinlediğim çellistler arasında Pablo Casals, Mstislav Rostropovich, Truls Mørk, Gautier Capuçon, Steven Isserlis ve daha niceleri var.

Müzikte yaratıcılık, olmazsa olmaz. Sen yaratıcı yönünü nasıl besliyorsun?

Fikirlere açık olmayı deniyorum. Deneyerek, araştırarak, gözlem yaparak besliyorum. Aklımda oluşturduğum her rengi karıştırıp, genel anlamda sürekli deneyerek geliştiriyorum. Bu konuda bazen hatıralarım, bazen de olduğum atmosfer ve an’da kalmak fikirlerimi destekliyor.

Kendi bestelerin var mı?

Küçükken denemiştim ama bestem yok.

Müzik bursunu almaya hak kazandın. Nasıl bir yolculuk oldu senin için?

Tekfen Müzik Bursu sınavı, okuldaki lise mezuniyet sınavı dönemime denk geldi. Bu gibi arka arkaya gelen sınav zamanlarında rahat kalmaya çalışıyorum, nefes egzersizleri ile rahatlıyorum. Bu sınav için çalışmalarımı artırmak beni epey yormuştu. Sınav günü, yorgunluğumu bir kenara bırakıp, konsantre ve pozitif şekilde sınava girdim. İçerisi de pozitif bir enerji ile doluydu ve bu bana bir avantaj sağlayarak daha rahat çalmamı sağladı. Sonuçlar açıklandığı an ilginç bir his vardı içimde; pozitif sonuçlanması beni çok mutlu etti.

“Ben oldum” diyeceğin nokta neresi? Müzik yolculuğunda zirveye ulaştığını nasıl anlarsın?

Her zaman daha fazlasını öğrenmek için, hep daha iyisini yapmak için çalışıyorum. Hedeflerime ulaşmak için çok çabalıyorum. Açık konuşmak gerekirse, hiçbir zaman o noktaya gelemeyeceğimi düşünüyorum. İstediğim hedeflere ulaştığım zaman kendimi iyi hissedebilirim, ama bu “Ben oldum!” demek sayılmaz. Kendi hocamdan örnek aldığım şey de budur. Kendisi 83 yaşında ve çalışma disiplinini, arzusunu hiç kaybetmemiş, çok değerli bir insan. Her zaman daha iyisinin olduğunu biliyorum ve kendi ideallerim doğrultusunda, daha iyi olma yolunda ilerlemek istiyorum.

Kariyer hedeflerin neler?

Hem solist olmak hem de oda müziği alanında ilerlemek istiyorum. Gelecek yıllar için katılmak istediğim festivaller, “masterclass”lar var.

Müzik dışında nelerle meşgulsün?

Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Nadiren de olsa mutfakta zaman geçirmeyi, yemek yapmayı seviyorum.

“İyi müzik” ve “iyi müzisyen” sence nedir?

Bence iyi müzik, ilmek ilmek işlenerek, arayarak, deneyerek yapılan müziktir. İyi müzisyen de arayandır, merak eden ve bunu ilmek ilmek işlemeyi bilendir. Fikirlerini net bir şekilde çizebilen, yansıtabilen, adım atışıyla bile karakterini gösterebilen ve bunun için emek veren, bence iyi bir müzisyendir. İş ahlakına değer verip, önce kendine ve fikirlere saygı duyup deneyen, bunu cebinde tutabilen kişi, benim için iyi müzisyendir.

Tekfen’i daha önce tanıyor muydun? Burstan nasıl haberin oldu?

Evet tanıyordum. Tekfen Filarmoni konserlerini elimden geldiğince takip ediyorum ve geçtiğimiz yıl İspanya’da düzenlenen bir “masterclass” için Tekfen Vakfı tarafından desteklenmiştim. O destek sayesinde çok güzel bir deneyim kazandım. Müzik Bursu çağrısını da sosyal medyada gördüm.

Tekfen Vakfı’nın sağladığı Müzik Bursu senin için ne ifade ediyor?

Öncelikle bu bursu kazandığım için çok mutluyum. Hem Berlin’deki yaşamıma, hem de enstrüman alabilmem için birikim yapmama ciddi yardımı olacak. Bu gibi güzel imkânlar bizlere sunuldukça motivasyon ve deneyim kazanıyoruz. Dolayısıyla bizim için ciddi anlam ve önem taşıyor.

Müzik Bursu’nu ilk kazananlardan biri olarak, gelecek yıllarda bu bursu almak isteyen öğrencilere ne önerirsin?

Mutlaka bütün arkadaşlarımın başvurmasını öneriyorum. Hem güzel bir deneyim hem de sıcak bir ortam. Böyle bir kurumdan destek alacağım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

SEYFİ CAN DAĞLAR

“Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimiz ise bir okyanus.”

Müziğe başlama hikâyeni anlatır mısın?

Klasik batı müziği ile ilk tanışıklığım ortaokul yıllarımda flüt (yan flüt) öğrenme arzumla başladı. Bu isteğim üzerine ailem bir flüt aldı. Tüm zamanımı o flütle geçiriyordum ve konservatuvara gitmek en büyük hayalim haline gelmişti. Okuldaki müzik öğretmenim sayesinde, Gürcistanlı bir piyanist olan Mary Hanım ile tanıştım. Ardından ondan kısa bir süre kulak eğitimi aldım ve onunla birlikte klasik batı müziğini tanımaya başladım.

Neden fagot?

Her dersin sonunda Moskova Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilen klasik batı müziği eserlerini dinliyor ve orkestra içindeki enstrümanları tanıyordum. Fagotun sesini duymak beni gerçekten çok heyecanlandırmıştı. Fagotu görüp işitince, kendi kendime, “İşte en yakın dostumu buldum!” demiştim. Konservatuvar sınavında “Fagot çalmak istiyorum” deyince, oradaki müzisyenler şaşkınlıkla bana bakmışlardı. Pek popüler bir enstrüman olmasa da kendime en çok onu yakın hissetmiş, onunla dostluk kurmak istemiştim.

Başarılı bir müzisyen olmak için nasıl bir yol izliyorsun? Kimlerden ve hangi kaynaklardan besleniyorsun?

Her şeyden önce fagot aracılığıyla müzikten keyif almaya, beslenmeye, kendimi onunla ifade edebilmeye, onunla hissetmeye çalışıyorum. Bunun ardından başarı zaten kapımı çalacaktır diye düşünüyorum. Tabii ki fagotla her gün saatlerce vakit geçiriyorum ama bunu bir görev gibi değil de, çok sevdiğim bir dost ile hata yaparak, öğrenerek ve keyif alarak bir hayat sürercesine yapıyorum. Beslendiğim en büyük kaynak doğa ve doğa içinde müzik dinlemek. Birçok sanatçıyı takip ediyorum. Bunların içinde enerjisinden en çok etkilendiğim kişi, ünlü piyanist Sviatoslav Richter diyebilirim.

Müzikte yaratıcılık, olmazsa olmaz. Sen yaratıcı yönünü nasıl besliyorsun?

Etrafımda olup biten farklılıkları gözlemlemek hem bana keyif veriyor, hem de bunun yaratıcı yönümü geliştirdiğini düşünüyorum. Gördüğüm her yeni şeyden bir senaryo canlandırmaya çalışıyorum.

Kendi bestelerin var mı?

Şu anda yok.

Müzik bursunu almaya hak kazandın. Nasıl bir yolculuk oldu senin için?

Bu yolculuk sırasında tek düşündüğüm şey, kendimi fagot aracılığıyla en güzel şekilde ifade edebilmekti. Tabii ki bunun içinde saatlerce süren teknik çalışmalar da vardı ve hâlâ devam ediyor. Fakat ana fikrim, fagot aracılığı ile dinleyicilere karşı güzelce konuşabilmekti.

“Ben oldum” diyeceğin nokta neresi? Müzik yolculuğunda zirveye ulaştığını nasıl anlarsın?

“Ben oldum” diye bir söz benim için asla söz konusu olamaz. Bence başarı, ölene dek her gün yeni bir şeyler öğrenmek ve daha iyisi için çabalamaktan ibaret. Isaac Newton’ın, “Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimiz ise bir okyanus!” sözü bu konuda benim için çok büyük bir yol gösterici olmuştur.

Kariyer hedeflerin neler?

Okulumu bitirdikten sonra profesyonel bir orkestrada yer almak istiyorum. Orkestra, benim için herkesin saygı ve uyum içinde sohbet ettiği bir müzik platformu ve bu platformda bulunmaktan çok keyif alıyorum. Sonrasında bilgi alışverişinde bulunmak, yani benden daha genç müzisyenlerle “öğretmen-öğrenci” ilişkisi kurarak, öğrenme yolunun diğer bir parçası olan üniversite akademisyenliğine başlamak hayallerimden biri.

Müzik dışında nelerle meşgulsün?

Felsefi konular ile meşgul olmayı, seyahat etmeyi ve yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum.

“İyi müzik” ve “iyi müzisyen” sence nedir?

Bence iyi müzisyen hayattaki tüm renkleri görebilen, bundan keyif alan ve bununla birlikte dinleyiciye de aynı keyfi yaşatabilen ve hissettirebilen müzisyendir. Tüm bu renklerin bir araya gelerek, uyum içerisinde nasıl güzel bir beraberlik olduğunu gösteren ve bundan dolayı insanı heyecanladıran müzik de benim için en iyi müziktir.

Tekfen’i daha önce tanıyor muydun? Burstan nasıl haberin oldu?

Tabii, Tekfen’i tanıyordum. Burstan internet ve sosyal medya paylaşımları sayesinde haberim oldu.

Tekfen Vakfı’nın sağladığı Müzik Bursu senin için ne ifade ediyor?

Bu Müzik Bursu benim için, öğrenme yolculuğumun lisans kısmında maddi yönü düşünmeden, daha fazla müziğe odaklanabilmeyi ifade ediyor.

Müzik Bursu’nu ilk kazananlardan biri olarak, gelecek yıllarda bu bursu almak isteyen öğrencilere ne önerirsin?

Ben, herkesin enstrümanıyla birlikte müzikten sonsuz keyif almasından yanayım. Böylece enstrüman ile ister istemez çok daha uzun vakitler geçirilebileceğine ve ortaya çok güzel sonuçlar çıkabileceğine inanıyorum.